Güneydoğu Anadolu Bölgemizden iki güzide tat bu hafta bizimle. Coğrafi İşaretli Ürünler serimizde bu hafta Antep fıstığı ve Şanlıurfa Karaköprü narı hakkında bilgiler ediniyoruz. Sağlık ve lezzet açısından benzersiz özellikler gösteren bu iki mucize meyveye dair yazımızı keyifle okumanız dileğiyle…

 

Antep Fıstığı

Aslen Orta Doğulu bir meyve olan Antep fıstığı; Türkiye’nin yanı sıra İran, Irak, Suriye, Amerika gibi ülkelerde de yetiştirilmektedir. Antep fıstığının iklim isteklerini en iyi şekilde karşılayan Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Türkiye üretiminin yaklaşık %95’ini sağlamaktadır. En çok Gaziantep, Nizip, Şanlıurfa, Siirt, Kahramanmaraş, Adıyaman, Diyarbakır, Karaman ve Göksu bölgelerinde yetiştirilir.

Sıcak havayı çok seven fıstığın Türkiye’de en fazla üretim alanı uzun zamandır Gaziantep iken 2014 yılı itibarıyla eklenen yeni üretim alanları ile Şanlıurfa en fazla üretim alanına sahip şehir olmuştur. Şanlıurfa ve Gaziantep, Antep fıstığı alanının yaklaşık %80’ini barındırmaktadır.

Antep fıstığı ağacı kısa boyludur, yaprakları beş yaprakçıktan oluşur ve küçük çiçekleri salkımlar hâlinde açar. Bu çiçekler olgunlaştığı zaman; 2-2,5 cm uzunluğa sahip, dışı kırmızımsı ve yumuşak kabuklu, içi sert kabuklu ve bu sert kabuğun içinde yeşil veya sarı renkli içi bulunan bir meyve verir. Daha lezzetli olan yeşil için üzerinde ince bir kabuk vardır.

Uzun süre saklanabilen Antep fıstığı çok sevilen bir çerez olarak tüketilmekle birlikte baklava, lokum, çikolata, dondurma başta olmak üzere tatlıcılıkta, şekercilikte, pastacılıkta ve aroma katkısı olarak farklı gıda sanayilerinde kullanılmaktadır.

Besin değeri yüksek, enerji kaynağı Antep fıstığı ağacının ortalama ömrü 100-150 yıl arasındadır. Ağaçlar, ağustos ayı sonu ile eylül ayında mahsul verir. Fıstık mahsul çeşitliliğine göre sınıflara ayrılır. Bunlar olgunlaşma evresine göre; kırmızı fıstık, boz iç, meverdi iç ve kırmızı içtir.

 

Şanlıurfa Karaköprü Narı

22 Ağustos 2019’dan bu yana ismi tescilli olan Karaköprü narı, hem tarihi hem kültürel izler taşımaktadır. IV. Murat’ın Bağdat seferine doğru yol alırken ve seferden dönerken dönerken Karaköprü’ye uğrayıp yediği, suyunu içtiği nar, aynı zamanda türkülere de konu olmuştur.

Karaköprü narı, sarı–kırmız renge sahipken yapı olarak da orta–iridir. İri taneleri olan nar kolay tanelenme özelliğine sahiptir. Çekirdekleri yumuşak ve tadı tatlı mayhoş olduğundan çokça sevilmektedir. Karaköprü narının suyu da oldukça yüksek oranda elde edilmektedir. Tatlı–mayhoş olan nar suyu da yüksek biyoaktif bileşen içermektedir. Biyoaktif bileşenler ise kanser, kalp-damar hastalıkları, nörolojik bozukluklar, obezite, diyabet, iltihaplanmalar, kemik erimesi ve bağışıklık sistemi düzenlenmesi gibi konularda olumlu etkiler göstermektedir.

Yorum yap!

İlgili İçerikler