türk

Yemek evrensel. Gıdalar evrensel. Kültürel etkileşimler var oldukça, lezzetler de göç ediyor.

Bugün domatessiz bir Türk mutfağı hayal edebiliyor musunuz? Biberin olmadığı bir menemen ya da? Kivi, kış meyvelerinin en sağlıklılarından biri değil mi? Her birinin Türk mutfağına ve buzdolaplarımıza girişinin ayrı bir hikâyesi var.

Bugün olmazsa olmaz dediğimiz bazı sebze ve meyvelerin sofralarımıza ne zaman girdiğini sizin için araştırdık.

Domates

Domates aslında patlıcangiller familyasından. Hatta Osmanlı’da bir dönem Frenk patlıcanı olarak da anılıyor. Bugün her yemeğin vazgeçilmezi, salçanın ana malzemesi olan domatesin Osmanlı mutfağına girişi ve yaygınlaşması, 1800’lü yıllara dayanıyor. Menşei Güney ve Orta Amerika olan bu lezzetli sebze, Amerika kıtasının Kolomb tarafından keşfiyle fark ediliyor. 16. yüzyılda Amerika’dan Avrupa’ya göç eden bu lezzetin Osmanlı’ya gelişi, iki yüz yıllık bir zamana ihtiyaç duyuyor. Hatta, ilk zamanlarda, kırmızı olan domatesin bozulduğuna dair inanç sebebiyle domates, kavata adıyla, yeşil olarak tüketiliyor.

Patates

Besleyici, doyurucu, karbonhidrat deposu kök bitkisi patatesin dünya tarihindeki serüveni de oldukça ilginç. Patates de aslında yine Amerika kıtasının keşfinden sonra tanınıyor ve menşei, Güney Amerika ülkesi Peru. Avrupa’da ilk aşamada hayvan yemi olarak kullanılan ve insan için zehirli olduğu düşünülen patatesin tüketimi, Fransız İhtilali öncesi açlıkla mücadele eden Avrupalılar için bir mecburiyet hâline geliyor. Osmanlı Devleti’nde tüketilmeye başlaması ise, 1850’li yılları buluyor. 1890’ların sonuna gelindiğinde oldukça tanınır hâle gelen patates, hâlâ ithal edilse de, tüketimin artmasıyla, 1895’te ilk ekimi yapılıyor. Marsilya’dan getirilen sağlıklı tohumlarla 1910 yılına gelindiğinde, üretimi iyice yaygınlaşan patates, sofraların vazgeçilmezi hâline geliyor.

Biber

Sivri olsun, acı olsun, dolmalık olsun; tencere yemeklerinin, salataların ve fırın lezzetlerinin vazgeçilmezi olan biber de yine Amerikalı bir sebze. Meksika, Şili ve Peru civarında yaşamış oldukları tahmin edilen antik uygarlık Aztekler’in yazılı belgelerinde ismi geçen biber, Kolomb’un Amerika’yı keşfiyle Avrupa ve Hindistan’a ulaşsa da Osmanlı mutfağında kullanımı 16 ya da 17. yüzyıllara kadar uzanmakta.

Ayçiçeği

Ayçiçeği aslında bir meyve ya da sebze değil; bir yağlı tohum bitkisi. İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Avrupa’da önemi anlaşılan; besleyici, doyurucu etkisi ve yemeklik kalitesi gibi unsurları dikkate alınarak yaygınlaşan ayçiçeğinin Türkiye’de üretimi, 60-70 yıl öncesine dayanıyor. Hatta, Bulgaristan göçmenleri tarafından Trakya’ya getirilen ayçiçeğinin üretimi, ivmelenerek hızlanıyor ve ülkemiz, dünya üretiminde önemli sıralara yükseliyor.

Kivi

Türk mutfağının hâlâ en geç meyvelerinden sayılacak kivinin dünyada bir endüstri ürünü olarak yaygınlaşması bile, 1970’li yılları buluyor. Kivinin Türkiye’ye ulaşması ise, 1980’li yılları buluyor. Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından belirlenen ekime uygun yerlerde, bu yıllardan itibaren Türkiye’de de üretilmeye başlanıyor. Az şekerli bu meyve, kış meyveleri içinde en çok tercih edilenlerden biri.

Yorum yap!

İlgili İçerikler